T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI ARAŞTIRMA VE EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Dini Bayramlar

Dini Bayramlar

            “Bayram” sözcüğünün Türk Dil Kurumu sözlüğünde ve diğer birçok kaynaktaki ortak anlamı “sevinç, neşe, eğlence” dir. Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lügat’it Türk adlı eserinde de “bayram” sözcüğü aynı anlamda verilmiştir. Kaşgarlı Mahmud, sözcüğün aslının “bedhrem” olduğunu, bu sözcüğü Oğuzların “beyrem” şekline çevirdiklerini belirtir.

Dini bayramların günleri "kameri takvim"e göre hesaplandığı için, şu an kullanılan takvimde her yıl aynı tarihe rastlamaz. Her yıl onar günlük gerilemeyle gelen ramazan ve kurban bayramları böylece değişik mevsimlerde kutlanabilmektedir. Ramazan bayramı Kameri takvime göre Şevval ayının ilk üç günü, Kurban bayramı ise Zilhicce ayının onuncu gününden itibaren dört gün süreyle kutlanır. Bu bayramlar halk geleneklerinde eskisi kadar olmasa da hala canlı bir şekilde varlıklarını sürdürmektedirler.

Anadolu’da dini bayramların bir hazırlık süreci vardır. Bayramdan önce evlerde uzun uzun temizlikler yapılır; köy ve kasaba evlerinin ön kısımları, bahçeleri temizlenir ki, buna “bayram temizliği” adı verilir. Çocuklar başta olmak üzere bayramlıklar alınır ve bayram gününden önce giysiler mutlaka hazır olur. Bayram günleri için özel yemekler ve tatlılar hazırlanır. Özellikle arife gününde hamama gidilir veya evde yıkanılır, temizlenilir. Bazı yerlerde buna “bayram suyuna girmek”, “arife suyuyla yıkanmak” denir. Arife suyuyla yıkanmanın bereket ve sağlık getireceğine inanılır.

Bayram namazından önce tatlı yenmesi bayram gelenekleri arasında yer alır. Erkekler camide kılınacak olan bayram namazına gitmeden önce ve geldikten sonra temiz ve yeni elbiseler giyerler. Bayram namazından çıkan erkekler namazdan sonra cami önünden önce birbirleriyle bayramlaşırlar. Bayram sabahı kahvaltıda akrabaların bir araya gelmesine özen gösterilir. Bazı köy veya kasabalarda varlıklı ailelerin kahvaltı yerine yemek hazırladıkları ve bayram yemeği olarak kalabalık bir gruba yemek verdikleri görülür. Bazen de cami avlularında topluca yemek verildiği olabilmektedir.

Ramazan ve Kurban bayramlarının başlıca özelliği komşuların, dost ve akrabaların ziyaret gezileriyle bir araya gelmeleridir. Kimi zaman kentlerde yaşayanlar bayram günlerini fırsat bilerek, köylerde yaşamakta olan büyükleri ve akrabaları ziyaret ederler. Gençler yaşlıların ellerini öperek onların hayır dualarını alırlar. El öpen çocuklara para ve hediye vermek de gelenektendir. Ziyarete gelenlere Ramazan bayramında şeker ikram edilir. Bunun içindir ki, Ramazan bayramının bir adı da "Şeker Bayramı"dır. Kurban bayramında yalnızca şeker değil, kesilen kurbanın etinden de ikram edilir. X. yüzyılda yaşamış Harezmli bilgin Birûnî'nin verdiği bilgilere göre, bayramlarda şeker ikramı, Cem'in, şeker kamışındaki tatlı özsuyu bir nevruz günü bulmuş ve bundan şeker çıkarmayı yaymış olmasına bağlanır. Eskiden yalnızca nevruz günü tatlı şeyler ikram edilirken, sonradan aynı gelenek diğer bayramlarda da uygulanmıştır.

Kurban bayramı Türkiye'de eğlenceler yönünden Ramazan bayramına oranla daha sönük geçmektedir. İbrahim Peygamberin oğlunu, Tanrıya kurban etmek üzere keseceği sırada gökten inen bir koçun Tanrının emriyle oğlunun yerine geçmesinin bir anısı olarak İslam dinine geçmiştir.

            Kurban bayramının birinci günü, Mekke'de Mina denen yerde hacıların kurban kestikleri gündür. İslam dinine göre kurban kesmek maddi gücü yerinde olan her kul için "borç"tur. Kurban olarak koyun, sığır, deve kesilebilir. Kurban edilecek hayvan sağlıklı olmalı, dişi ise hamile olmamalıdır. Kurban kesiminde uygulanan bazı gelenekler vardır.
Bunların bir kısmı İslam dininin getirdiği şeyler bir kısmı da uluslara ve bölgelere göre değişen geleneklerdir. Örneğin bazı yörelerimizde kurbanlık koçları yıkama, kınalama ve gelin telleri, kurdelelerle süsleme adetleri vardır.

Kurbanlık hayvanın satın alınmasından kesilmesine kadar geçen süre belli kurallar dahilinde gerçekleştirilir. Kurban kesimi ya işinin ehli tecrübeli kişiler veya kasaplar tarafından yapılır. Kurban bayramının bir amacı da, bayrama kadar et yeme şansı olmayan fakir kişilere etlerin dağıtılmasıdır. Bu sebeple kurban etinin üçte biri kesilen evde kalır; diğer kısımlar komşu, akraba ve fakir insanlara dağıtılır. Kurban etlerinin dağıtılacak kısmı yeri eşit parçaya bölünerek dağıtılır. Bu şekilde en az yedi kişiye pay dağıtılmış olur.

Kurban Bayramı da Ramazan Bayramı gibi bir aile büyüğünün evinde toplanılarak bayram yemeği ile başlar. Kurban Bayramı’nın özelliği, tatlı dışında önceden yemek hazırlanmaz; çünkü kurban kesilir ve dört gün boyunca kurban eti yenir. Kurban kesen kişi oruç tutar ve orucunu kurbanın böbreği ile açar. Sonra kalan etler külbastılık dövülerek öğlen yemeğine hazırlanır. Kurban Bayramı’nda ilk gün hemen herkes kurban kestiği ve kurbanı halletmekle meşgul olduğu için bayram ziyaretleri ikinci günden itibaren yapılır.

Ramazan ve kurban bayramlarının ortak özelliklerinden biri de toplu eğlencelere sahne olmasıdır. Kasaba ve şehirlerde özellikle, çocuklar ve gençler bayram yerlerinde buluşup eğlenirler. Bayram yerleri aynı zamanda küçük bir panayır görünümü kazanır.

Anadolu’da, evde nişanlı kız varsa erkek tarafı mutlaka gelin kıza hediye olarak  bir koç gönderir. Koç, grapon kağıtlarıyla, yazmalarla, süslenebildiği kadar süslenir. Boynuzlarına varlığa göre bilezikler veya alnının ortasına bir beşibirlik ya da altın takılır; bir tepsi baklava ve hediyelerle kız evine götürülür... Götüren kişiye kız evinden münasip bir hediye verilir. Ayrıca, kız evi kurban etiyle mükellef bir sofra hazırlayarak erkek tarafını davet eder. Baklava tepsisini ise boş göndermez, bir tatlı ve diğer hediyelerle gönderir.

  

           Ramazan bayramı bir aylık bir oruç tutma döneminin sonunda kutlanan bir bayramdır. Ramazan ayı olarak tanımlanan bu döneme de çeşitli gelenekler eşlik etmektedir. Ramazan süresince aileler birbirlerini akşam yemeğine davet eder. Bu yemeklerde ramazana özgü yiyecekler, iftariyelikler ve tatlılardan oluşan zengin sofralar hazırlanır.

            Eskiden oruç tutanlar, hele gecelerin kısa olduğu yaz mevsimine rastlayan ramazanlarda uyumayıp sabaha karşı yenen sahur yemeğini beklerlerdi. Böyle olunca da gecenin teravih namazından sahur zamanı arasındaki süresi türlü eğlencelerle geçirilirdi. İstanbul'un Şehzadebaşı'nda Direklerarası, Çemberlitaş tarafında Divanyolu adeta bayram yeri görüntüsünü alırdı. Ramazan gecelerine özgü gösterilerin başında karagöz ve ortaoyunu gelirdi. Taşra kasaba ve şehirlerinde de, evlerde düzenlenen toplantılarından başka, kahvehanelerde aşıklar çalıp söylerlerdi. Ramazan ayı boyunca kahvehane toplantılarında aşıklar saz ve türkü fasıllarından başka çoğu kez birkaç gece süren halk hikâyeleri anlatırlardı.