T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI ARAŞTIRMA VE EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Evlenme

Yaşamın temel dönüm noktalarından biri olan evlenme, hem kadın ve erkeğin yaşamını birleştirmesi açısından bireysel; hem de aile ve akrabalık bağlarının kurulması açısından toplumsal bir olgudur.  Özellikle küçük köy topluluklarında düğün, köyün tamamını içine alan bir faaliyet olması nedeniyle bir nevi “bayram” anlamı kazanır. Evliliğin aşamaları sırasında yapılan törenlerin bazıları yeme-içme, eğlence havası içinde geçerken, bazıları “ağıt” görünümündedir.

Evliliğin tümünü içine alan töre ve törenlerin sergilendiği aşamalar şöyle sıralanabilir:

A. DÜĞÜN ÖNCESİ

- Görücülük, dünürcülük, kız isteme

- Söz kesme

Nişan

Düğün okuntusu

Çeyizin gitmesi ve sergilenmesi

B. DÜĞÜN

Kına gecesi

Gelin alma

Nikah

Gerdek

C. DÜĞÜN SONRASI

A. DÜĞÜN ÖNCESİ

Evlilik kararının verilmesinden sonra yapılacak ilk iş damat adayı için eş seçimidir. Geleneksel kesimde olsun küçük yerleşim birimlerinde olsun eş seçimi öncelikle evlenecek genç erkeğin anne-babasının öncülüğünde yapılırdı. Son zamanlarda bu durumun yavaş yavaş değişmeye başladığı görülmektedir. Gençler ya doğrudan kendileri tanımak suretiyle evleneceği kişileri seçmekte ya da hep birlikte karar verilerek uygun eş seçilmektedir. Görücü usulü olarak literatüre geçmiş olan evlilik türünde önce erkeğin annesi ve aileye yakın kadınlar kız tarafına giderek kızı görürler. Kız beğenildikten sonra damada gösterilir, o da beğenirse kızın istenmesine karar verilir.

Kız evine gidilerek kızın babasından istenmesine “dünürlük”, “dünürlüğe gitme”, “elçiliğe gitme” gibi isimler verilir. Ailenin ileri gelen kadınları ve erkekleri daha önce belirlenmiş olan bir günde kızı, “Allah’ın emri peygamberin kavliyle” ailesinden istemek üzere giderler. Ancak kız hiçbir zaman ilk istemede verilmez. Kız ilk istemede verilirse değersizleşeceğine inanılır. Birkaç defa daha kız istemeye gidildikten ve bunun üzerine kız evi yeterince düşündükten sonra olumlu cevabı erkek tarafına bildirir. Son olarak kız istemeye gelindiğinde kız babasının kızı verdiğini söylemesiyle evlilik kararı kesinleşir. Bu sırada yapılan törene “söz”, “söz kesme”, “söz bitirme” adları verilir. Tarafların isteğine göre bazen aynı gün gelin ve damada nişan yüzükleri de takılır; bazen de ayrıca düzenlenecek nişan töreninde bu işlem gerçekleştirilir. Söz kesildikten yaygın bir gelenek olarak arada tatlılığı sağlamak amacıyla şerbet içilir. Şerbetin içilmesi artık kızın kesin verildiği ve evlilik kararının kesinleştiği anlamına gelir. Ayrıca söz kesme sırasında aileler nişan ve düğün tarihleri, alınacak eşyalara ilişkin konuşmalar da yaparlar.

Söz kesmenin ardından düğüne kadar geçen sürede ayrıca bir nişan yapılmaya karar verilmişse, her iki taraf da hazırlıklarını tamamladıktan sonra, kız evinde daha çok kadınların katılımıyla nişan töreni yapılır. Erkek tarafı gelin için alınan takıları takar ve diğer hediyeleri verir; karşılığında kız tarafı da hediyeler verir.

Nişan töreni isteğe bağlı olarak yemekli de olabilir. Eğlencelerle bu mutlu olay aynı zamanda kutlanmış olur. Nişan, hem evliliğe atılan bir adım, hem de her iki taraf için bir tanışma ve uyum, düğün için kararlaştırılan sürenin başlangıcı anlamlarına gelmektedir. Nişan yapıldıktan sonra, düğüne kadar geçen süre zarfında, eğer dini bayramlar olursa erkek tarafı hediyeler alarak geline götürür. Kurban bayramı sırasında kimi yerlerde geline kurbanlık koç götürülmesi de söz konusudur. Mevsimlik bayramlarımızdan Hıdrellez sırasında gelinler için yemek verme, hediye götürme adetlerinin varlığı tespit edilmiştir.

Anadolu’da geçmişten günümüze kız annelerinin en çok önem verdiği konulardan biri de kız çeyizinin hazırlanması olmuştur. “Kız kundakta çeyiz sandıkta” denilerek neredeyse daha kız doğar doğmaz çeyiz hazırlanmaya başlanır. Çeyizler çeyiz sandığına konurken çeyize nazar değmesin, kız gelin olduğu evde mutlu olsun diye birtakım uygulamalar yapılır. Düğünün yaklaşmasıyla birlikte çeyiz hazırlıkları da hızlanır. Çeyizler hazır olduktan sonra bazen düğünden birkaç gün önce kız evinde, bazen de düğün ve sonrasında oğlan evinde sergilenerek misafirlere gösterilir. Çeyiz kız evinden alınırken bir kişinin sandığın üstüne oturarak bahşiş istemesi oldukça yaygın olarak rastlanan geleneklerdendir. Kına gecesinin olduğu gün ya da birkaç gün öncesinde gelinin çeyizleri kız evinden alınır, oğlan evine getirilerek gelinin odası hazırlanır.

B. DÜĞÜN

Evlilik içerisinde nişan aşamasını düğün aşaması takip eder. Bunun için öncelikle çevredeki insanların düğüne çağrılması gerekir. Düğüne çağrı aşamasında son zamanlarda daha az uygulanan bir gelenek de köyde bulunan kişilere “okuntu” dağıtmaktır. Okuntuya, bir anlamda düğün davetiyesidir demek mümkündür. Bunun için uygun bir kişi görevlendirilir ve bu kişi köyü dolaşarak okuntuyu dağıtır. Okuntu, daha önceden hazırlanmış bir parça kumaş, bir mendil, bir yazma gibi hediyeler olabileceği gibi, şeker, börek gibi yiyecek türünden şeyler de olabilir. Bunlar düğün okuntusu olarak dağıtılırken misafirler düğüne davet edilmiş olur.

Düğün her ne kadar hem kız evini hem de erkek evini ilgilendiren bir olay olsa da; düğün erkek tarafının düğünü gibi algılanır. Düğün başlamadan önce sadece erkek evinin çatısına bayrak asılması bu durumun bir ifadesi gibidir.  Bayrak, özel olarak seçilen bayraktar tarafından, kalabalık grubun da eşliğiyle eğlencelerle toplu olarak asılır. Bazı yerlerde bu eğlence sırasında “bayrak ekmeği” denilen yemek orada bulunanlara ikram edilir. Bayrağın asılması düğünün başladığının resmen ilan edilmesi demektir.

Masallarda her ne kadar kırk gün kırk gece süren düğünlerden söz edilse de, Anadolu’da düğünler genellikle üç gün sürmektedir. Son zamanlarda ise yalnız hafta sonları olan iki günlük düğünler hem ekonomik hem de sosyal açıdan tercih edilmektedir. Evlenme olayının temelini teşkil eden düğün de iki ana bölümden oluşmaktadır: kına gecesi ve gelin alma.

Kına gecesinin olduğu gün aynı zamanda günün erken bir saatinde erkek tarafından bir grup kadın, o gece yakılacak kınayı, gelinin giysilerini ve misafirlere ikram edilecek yiyecekleri eğlencelerle kız evine götürürler. Genellikle düğünden bir gün öncesinin akşamında kız evinde ve oğlan evinde yapılan, “kına yakma” işleminin gerçekleştirildiği törene kına gecesi denir. Kına gecesi her iki tarafta ayrı ayrı yapılabildiği gibi kız tarafıyla erkek tarafının ortaklaşa yapması da söz konusu olabilir. Önceleri her iki tarafın ayrı ayrı yaptığı kına geceleri son zamanlarda kız tarafına damadın da getirilerek kınanın hem geline hem de damada yakılması biçiminde ortaklaşa yapılmaktadır. Gün geçtikçe daha sade hale gelen düğün törenlerinde kına geceleri, hala geleneklerin en fazla sergilendiği aşama olma özelliğini sürdürmektedir.

Kına gecesinde yakılacak kınanın hazırlanması oldukça önem verilen bir konudur. Kınayı hazırlayan kadın bu anlamda yetenekli ve tecrübeli biri olmalıdır. Ayrıca kınanın yoğrulması, dağıtımı ve geline kına yakılması işlerinde “başı bütün” olarak adlandırılan, mutlu evlilik sürdüren bir kadının görevlendirilmesine dikkat edilir. Kimi zaman da kınayı hazırlayan ve yakan kişi gelinin kınası yengeleri olur. Kına yakılmadan önce gelinin avuç içine bozuk para veya altın konur.  Suyla yoğrularak yakılmaya hazır hale gelen kına, bir tepsi içerisinde etrafına mumlar dizili şekilde ortaya getirilir. Bazı yerlerde önce geline kına yakıldıktan sonra misafirlere de kına dağıtılır; bazı yerlerde de o sırada orada bulunanlara kına dağıtıldıktan, herkes gittikten sonra geline kına yakılır.

Eski bir geleneğe göre düğünden bir hafta kadar önce gelinin saçına kına yakılır; buna “ana kınası” adı verilirdi. Kına gecesinde ise, gelinin ellerine ve ayaklarına da kına yakılırdı. Elin iç kısmı ve dış kısmına ip yardımıyla şekiller oluşturacak biçimde kına yakılması da geçmişte rastlanan uygulamalardandır. Ancak son zamanlarda sadece gelinin avuç içinde küçük bir alana kına yakılmaktadır. Kına yakıldıktan sonra gelinin elleri özel olarak hazırlanmış kına mendillerine sarılmaktadır. Gelinin kınası yakılırken kına gecelerine özgü ağıt biçimli bazı türküler söylenmekte; kimi yerlerde de ilahiler okunmaktadır.

Kına gecesinin ertesi günü hem gelin alma günü hem de esas düğün günüdür. Her iki tarafta da konuklara yemek ikram edilir, genellikle davul-zurna eşliğinde eğlenceler yapılır. Gelin alma günü erken saatlerde oğlan evinde “damat tıraşı”, “güvey giydirme” gibi adlar alan törenler yapılır. Kız evinde de gelinin hazırlanması söz konusudur.

Bunun için köylerde her zaman bütün düğünlerde görev alan, genellikle düğün yemeğini de hazırlayan aşçı kadınlar görevlendirilir. O gün oğlan tarafından konuklar toplanarak kız evine gelin almaya gelirler. Gelin evden çıkarken erkek kardeşi ya da amcası tarafından beline gayret kemeri de denen kırmızı kuşak bağlanır.

Gelin ailesiyle vedalaştıktan sonra hayır dualarla, bazen ilahilerle bazen de davul-zurna eşliğinde eğlencelerle evden çıkarılır. Gelin baba evinden çıkarken olsun oğlan evinin kapısından girerken olsun evliliğin yolunda gitmesi, çiftin mutlu olmasını sağlamak için birtakım uygulamalar gerçekleştirilmektedir. Örneğin, gelin evden çıkarken arkasından ayna tutularak aydınlık bir hayatının olması isteği ifade edilir. Aynı şekilde oğlan evinin kapısından girerken kapının eşiğine ve tavanına yağ, bal gibi şeyler sürdürülerek gelinin yeni evindeki kişilerle iyi geçinmesi sağlanmaya çalışılır. Gelinin başından şeker, bozuk para, kuruyemiş gibi şeyler atılarak bolluk-bereket getirmesi dileği ifade edilir.

Geçmişten günümüze ülkemizde düğünler her zaman yemekli olarak yapılmaktadır. Düğünün ilk başladığı gün bayrak dikilmesinin ardından verilen yemeği sonraki aşamalarda(kına gecesi öncesinde, gelin alındığı gün kız tarafında ve erkek tarafında) verilen yemekler takip eder. Düğün yemeklerinin hazırlanması köylerde eskiden beri bu işi yapan, tecrübeli aşçı kadınlar ve onlara yardım eden diğer kadınlar tarafından olur. Bu kadınlar öncelikli olarak “düğün ekmeği” olarak adlandırılan düğün boyunca yemeklerde kullanılacak ekmekleri pişirirler. Hem kız evinde hem erkek evinde ayrı ayrı verilen yemekler için genellikle önceden bir hayvan kesilerek etli yemekler hazırlanır.  

Düğün olduğu akşam, erkek tarafında kalmış az sayıda misafire yemek verilir ve gelinle damadın imam nikahı kıyılır. Önceleri resmi nikah düğünden sonra herhangi bir tarihte yapılabilirken, son zamanlarda düğün öncesinde resmi nikahın mutlaka yapılmış olmasına özen gösterilmektedir. Genellikle düğün alışverişi için taraflar bira araya geldiklerinde resmi nikah da yapılmaktadır. İmam nikahı kıyılıp dualar okunduktan sonra gelinle damat kendi odalarında bir araya gelirler.

Daha önceden kız tarafından o gece yenmek üzere özel olarak hazırlanmış ve gelinin sandığına konmuş olan yiyecekler ve başka şeylerin de bulunduğu yemek tepsisi odaya bırakılır. Bazı yerlerde tepsiye tek kaşık, tek çatal, tek bardak konarak gelinle damadın bunları ortaklaşa kullanmaları sağlanır. Böylece birbirlerine daha çabuk ısınacaklarına inanılır.

C. DÜĞÜN SONRASI

Gerdek gecesinin ertesinde sabah gelin ve damat öncelikle aile büyüklerinin ellerini öper. Daha sonra gün içerisinde ve ilk hafta boyunca olmak üzere yakın akrabalara el öpmeye gidilir. Bu el öpmeye giderken gelin yakın akrabalara bohça içerisinde hediyeler götürür. Bazı yerlerde ise gelin ve damat akrabalar tarafından yemeğe davet edilmektedir. Bu ziyaretler gelini daha yakından tanımak ve yeni çiftin aile çevresiyle kaynaşmasını sağlamak amacıyla gerçekleştirilmektedir.

Düğünün ertesi günü veya izleyen bir hafta içerisinde erkek tarafında “duvak günü”, “yüz açımı”, “baş bağlama” gibi adlar altında birtakım eğlenceler düzenlenir. Bu eğlence daha sade bir biçimde yalnız kadınlar arasında yapılır. Bu törende hem gelinin çeyizlerine bakılır hem de düğüne gelemeyenler gelini tanımış olurlar.

Düğünün gerçekleşmesinin ardından geleneğe bağlı olarak gelinin ve damadın aileleri arasında karşılıklı ziyaretler yapılır. Genellikle yemekli olan bu ziyaretler “ayak açma”, “kız arkası” gibi farklı biçimlerde adlandırılmaktadır. Öncelikle kız tarafı erkek tarafını gelinle birlikte davet eder; ardından da kız tarafının erkek tarafını ziyareti beklenir. Bu ziyaretlerin amacı, her iki ailenin gelecekte uyumlu bir ilişki içerisinde olmasını sağlamaya yöneliktir.

 
  • Kınanın Yakılması
  • Kınanın Hazırlanması
  • Kına Tepsisi
  • Gelinin Başının Düzülmesi
  • Eski Bir Duvak Biçimi
  • geline kına yakma
  • Damat Giydirme
  • Damat Tıraşı
  • Çeyizler
  • Nişanlı Genç Kız
  • Çeyizle Birlikte Gelin
  • Çeyizin Kız Evinde Sergilenmesi
  • Geline Kaşık Kırdırma
  • Gelin Başı
  • Babaevinden Alınan Gelin
  • Çeyiz